31 Mart 2016 Perşembe

Syracuse Gelirken...

Merhaba sevgili okuycu,
Yüksek lisans için İngiltere için senet yapmış, Amerika'da da dil kursu macerasına atılmış, üşengeç mi üşengeç bir bursiyerin blogundasın. Blog yazmaya üşenir bu kişi genelde, bakalım bu blog ne kadar gidecek.

Syracuse tercih sebebimizle başlayalım mı ne dersin?

Lisansüstü eğitim seçenekleri arasında Amerika olmasına rağmen, mühendislik alanında Amerikka iyi olmasına rağmen, İngilterede eğitim süresi avantajından faydalanmak niyetiyle senet yapmıştır kişi.
Eee ama Amerika ne de olsa, çocukluktan beri işlenmiş gitmiş bir Amerika merakı, öyleyse bir de Amerika görmeli imkan sunulmuşken denilir ve tercih dönemi beklenmeye başlanır.

Açılacak kurslar ve başlangıç tarihleri açıklanır. En geç başlayan kurslar Austin,TX ve Syracuse,NY olmak üzere iki tanedir. Geriye kalan 9 kurs daha erken başlayacaktır. Öyleyse bu iki kurstan biri tercih edilsindir.
Gel gör ki, Austinde bir önceki dönemde dil eğitimi almış bi arkadaş vardır. Ondan duyulduğu kadarıyla Austin güzeldir. Austin'e karar kılınmıştır.
Bir de yüzyüze sormak lazımdır, konuşulur, tartışılır. New York'ta yaşayanlardan bilgi alınır, konuşulur.

Lisansüstünde Amerika'da olunmayacağından;
Austinin Texasın geniş topraklarının içinde kalıp, etrafında bursla gezilebilecek yerlerin azlığından, yazın 45 dereceyi aşan sıcaklardan ötürü;
Syracuse'e yaz aylarından gidileceğinden, etrafında daha çok görülecek yerler olduğundan, kışın tabiri caizse sümük donduran soğuğuna yakalanılmayacağı düşünüldüğünden ötürü;
Gel gör ki Syracuse'e varılmıştır...

Uzun iştişareler sonucunda Syracuse denilmiştir ve tercih gecesi beklenmektedir.
Tercih gelip çatmıştır, ilk yerleşen alır mantığıyla çalışan sistemin başında beklenmeye başlanmıştır.
 Sistemde oluşan bir aksaklık sebebiyle tercih beklenen saatte yapılamayıp, uykuya dalınmıştır. Sabahın erken saatlerinde beraber gidilmesi planlanan arkadaş arar ve der " Tercihler açılmış olm, Syracuse var sadece, ilk ben seçtim, yetiş". Hemen tercih yapılmıştır. Oysa ki tercih ekranın enteresan biçimde sadece Syracuse vardır. Sistemde çevrimiçi 250 bursiyer görünmektedir. Ancak 15 kişilik kontenjan günün ilerleyen saatlerine rağmen dolmamıştır. Derken hata ekranına dönüşen sayfayla beraber durumdan habersiz kalınmıştır.

Başarılı tercih yapanlara hata sayfası çıktığı düşünülüp, Syracuse dolunca diğerleri açılacak diye düşünülmektedir. Bu düşünceyle de gidilmiştir.

Bir kaç gün sonra New York'tan mail gelir: " Syracuse Üniversitesine bilgileriniz gönderilmiştir. Bir kaç gün içerisinde kabul belgeleriniz için sizinle iletişime geçecekler".

Ciddi ciddi Syracuse olmuştur, ama hala bir gariptir. Belki tercih ekranında Austin görülse ona kaydırılabilirdi tercih. Ama yoktur öyle bir seçenek.
 Syracuse'dan mail gelmiştir. Bir kaç bilgi formu doldurulması, kısa bir paragraflık bir niyet mektubu talep edilmiştir. Cevabı gönderir kişi, akabinde 3 gün sonra kabul evrakları ve geliş için rehberlerin olduğu bir paket Amerikadan bursiyere gelir.

Paketin içerisinde DS-2019 belgesi, doktor tarafından doldurulması istenen sağlık formu ve her türden yol gösterici rehber vardır.

New York eyalet yasaları gereği; kızamık, kabaluk, kızamıkçık aşıları zorunludur. Menenjit aşısı şiddetle tavsiye edilmektedir ama zorunlu değildir. Tüberküloz testini Syracuse'da yapacağız demektedir. Diğer aşılar sadece tavsiye niteliğindedir.

Evde 20 küsür yıl önceki aşı kartları aranmaya başlanır. Doğduğun gün verilen kan grubu kartı bulunur, aşıların kartından eser yoktur. Mecbur hastanenin enfeksiyon bölümünün yolu tutulur. Kızamık, kabakulak, kızamıkçık yapılmış mı diye kan tahlili yaptırılır. Aşılardan biri hariç hepsi vardır. O aşı da şans ya 2 dozdur, ilk doz vurulur Türkiye'de ama 2nci doz 1 ay sonra olunması gerektiğinden Amerikaya kalır.

Her ilde, hacı adaylarına ücretsiz menenjit aşısı ücretsiz yapılmakta; aşıyı yapan kurumdan ücretsiz bir de menenjit aşısı olunur.

Sağlık raporu Sevgili Doktorumuz tarafından doldurulup, onaylanır. Laboratuvar sonuçlarını da istediğinden Syracuse, arkasına eklenir formun.

Sağlık formu bu şekilde tamamlanır.

O arada Syracuse konaklama alternatiflerinin olduğu bir döküman gönderir. Her keseye uygun konaklama seçenekleri varmıştır. CBC isimli olan, daha sonra üşenmezsem ayrıntı vercem bunları, 600$ aylık kiraya bütün fatulara dahil olan, okula 5 dk yürüme mesafesinde, içinde her türlü beyaz eşyası, spor tesisi, yoga salonu fln olan seçilir. Ve yer vardır, kira sözleşmesi gelir Amerikadan, imzalanıp taranıp gönderilir. Hayırlı olsundur yurt tamamdır.

DS-2019 belgesi resmi siteye yüklenilmelidir. Yüklenir, onay alınır ve vize için harekete geçilir.

Vize işlemleri için yapılması gerekenler öğrenilir; eğer üşenmez de yapabilirsem gerekli adımlarla ilgili vize işlemlerinin olduğu bir yazı daha yayınlayacağımdır.

Vizeye büyük heyecanla gidilir, sabahın ayazında sıraya girilir. Sıraya girmeden önce, cep telefonu karşıdaki büfeye 5 lira karşılığında emanet bırakılır. Sırada bekleyiş 1 saati geçkin sürmüştür. İçeri girerken bir sürü saçmalıktan sonra, içeri ulaşılır. Evraklar bir yerden teslim edilir. Parmak izi alınması için sıra beklenir. Parmak izinden sonra mülakat için yeni bir sıra beklenir. Mülakat sırıtarak gidilir, geri döneceğinize iknâ etmeniz gerektiği aşılanmıştır daha önceden size. Ve lâkin öyle de olmuştur. Ama beklendiği kadar sert bir mülakat yoktur. Getirdiğiniz ekstra evrakların hiç birisine bakmaz bile görevli. Muhabbet havasında bir mülakat olur, sorulan soruların altında görevlinin sizi yokladığı anlaşılmaz bile muhabbetin koyuluğundan dolayı. Ve konsolos der ki; " Syracuse'da iyi eğlenceler...". Pasaportunuzu alır, vizeyi aldığınıza dair bir beyaz broşür verir size. Çıkar gidersiniz.

Vize de tamamdır. Uçak bileti alınması gerekir. Resmi kurum sizi bir turizm acentesine yönlendirir. Acentaya istediğiniz bileti söylersiniz, onay için mail atarlar. Onay verirsiniz, onlar kurumdan onay beklerler.

Vize eve gelmiştir. Pasaportun ortasında rasgele bir sayfaya yapıştırılmış olan vize garipsenmiştir. Daha önceki Avrupa vizeleri belli bir düzen içerisindeyken, Amerikanınkisi ortadadır. Neysedir canım bize ne ya.

Şimdi de uçuş tarihinden önceki 11.gün ve 4.gün arasında bir güne avans randevusu talebi yaparsınız kurum sitesinden. Sabah erken saatte gelmeniz tavsiye edilir, resmi işlemler uzarsa, sonraki gün sıfırdan başlamayın diyedir.

Sabahtan gidilir, polis kimlikleri telsizden kuruma bildirir. Randevusu olanlar içeri davet edilir. Gerekli evraklar alınır ve resmi kurumlar arası turlar başlar. Öğle arasında denk gelir ki bir tanesi, geçmiş olsundur. E hadi bizde bişeyler yiyelimdir öyleyse. Yemek sonrası gerekli çek ve evraklar alınır ve merkez bankasından nakit olarak 2 aylık avans alınır.

Derken birden bire mail gelir, uçak biletiniz onaylanmıştır diye. Bakılır ki bileti acente yanlış şehirden kalkışlı almıştır. Salaktır acente. Düzeltilmesi talebi yapılır, acente kurumdan alıp düzeltir ama bilet fiyatı artmıştır durduk yere. Giren yine bursiyere girmektedir, borcu bursiyere yazıyorlar.
Neyse. Syracuse varış saati gece 12dir uçuşun. Okula haber edilir. O gecelik havaalanı otelinde konaklayıni sabah sizi alıp yurda götürüp, okul kaydınızı halletcez diye mail gelir. Havaalanına 3-4 km mesafedeki daha ucuz otelden oda ayırtır bursiyer. İlk günden otele parayı sıvamak istemez. Bu arada otel fiyatlarına vergi dahil değil. Gittiğinizde bir de vergi kilitleyecekler.

Artık herşey az çok tamamdır. Vedalaşmalar, eşya hazırlamalar her şey tamamdır. Uçuş günü gelir, sabahın erken saatinde İstanbul yönüne gidecek uçağa, en sevdikleri en kıymetlileri uğurlar bursiyeri. 1 saatlik İstanbul yolculuğu boyunca ağlar bursiyer hocam ya, işin ciddiyeti uçak kalkınca farkedilmiştir. Durmak da istemezsiniz o anlarda biliyor musunuz.
Ömrü boyunca 5 aylık erasmus dışında evden çıkmamış bursiyere koymuştur durum. Neysedir, ağlasındır, açılırdır. İstanbula gelinir, bir sonraki uçağa geçilir.

New York yönüne giden uçakta, 10 saat sürmesi planlanan uçuş oldukça keyifli ve rahat geçmiştir. Öğlen 13:00'de kalkmıştır uçak,  10 saat boyunca güneşin batmayışını garipsememiştir beden. Akşam 19:00da JFK'e iner uçak, hava hala aydınlıktır.

İlk günlerde yemek için evden verilen poğaçalar, kabin memurlarının uyarısı ve diğer tecrübelilerin uyarısı sonucu, uçakta tüketilmiştir. Kabin memuru bir adet elmadan dolayı 500$ ceza ödemiştir daha önceden. Yolluk yemekte bitirilir. İnilir. Hemen Türkiye aranır, haber edilir, ben geldim. Sırada pasaport kontrolü vardır.

Gişenin birine yanaşılır. Evraklar hazırlanır edilir. Soru sorulacak diye beklenir. Pasaport kontrol polisi çağırır, pasaportunuzu alır, parmak iziniz için elinizi cihaza yerleştirmenizi söyler. DS-2019 formunuzu ister. Mührü vurur pasaporta, hadi git der. Oha lan der kişi. Olm hani soru sormayacak mıydı bunlar denir. Neyse ya bana ne valizimi alayım denir ve geçilir.

Valiz teslim alınır. Uçakta dağıtılan mavi form görevlilere verilir. Syracuse'e JetBlue ile gidilecektir. Bu firmanın kendi terminali vardır JFK'de. O terminale gitmeden, valiz tekrar teslim edilir.
Herkesin valizini arıyorlarmış diyorlardı Türkiye'de. Kimse umursamaz, görevliye sorulur aramayacak mısınız diye. Biz kendimiz ararız, hayırdır bir şeyler mi var yasaklı der. Yok tabisi denir ve teşekkür edip uzaklaşılır. Valizim temiz lan, korkuttular beni Türkiye'de, kıyafetten başka bir şey getirmedim. Oysa ki Erasmus öyle miydi... Neyse..

Syracuse uçağına 4 saat vardır. Beklerken artık beden uyku için reaksiyon vermeye başlamıştır. Uçak geilmiştir, uçağa binilir. Uçak Embraer'dir, küçücüktür, uçan otobüs gibidir.
"Cabin crew slides armed and cross check" anonsu bile duyulmadan uykuya dalmıştır beden. Türkiye saatiyle gece 3-4-5 flndır saat. 1 saatlik uçuştaki uyku ilaç gibi gelmiştir. Uçağın tekerleklerinin piste dokunuşundan hemen önce uyanılmıştır. Şehir yukardan azcık görülmüştür. Havaalanı küçüktür, "Bu ne la, bildiğin küçük yere geldik" fikri belirmiştir. Uçaktan inilir, valiz alınır. Havaalanı içinden taksi çağırmak için olan masaya gidilir. Gidilecek yer söylenir, ücret o masaya peşin ödenir, 15$. Bir de taksiciye bahşiş verilmesi gerekmektedir. Neyse işte binilir taksiye gidilir, 5$ bahşiş bırakılır, bozuk yoktur ya, adamın içine oturur lan. Neyse otel güzeldir, yatılır uyunur, dinlenilir.

Sabah Syracuse'e uyanılan ilk gün olacaktır. Ama bugünlük benden bu kadardır. Arkadaşlarla plan vardır, ona katılınıcaktır, gidiyorum ben. Üşenmezsem yazının devamı gelecek. Daha da üşenmezsem, ayrıntısıyla her türlü ihtiyacınız olacak şeyi yazacağım.

Kalın sağlıcakla :)

af



1 yorum:

  1. Selamün aleyküm kardeş sana ulaşabileceğim bir mail adresi veya bir telefon numarası varmı

    YanıtlaSil